Modern bir başyapıt; V For Vendetta

Sinema Yorum Yapılmamış »

Filmlerle ilgili duygularımı kelimelerle ifade etmek her zaman çok zor olmuştur benim için. Bir de film gerçekten beni derinden etkilemişse bu yazma işi iyiden iyiye içinden çıkılmaz bir hal alır benim için. Acaba şöyle ifade etsem daha doğru mu olur? Yanlış birşeyler yazdım mı acaba? vs. gibi uzayıp giden gereksiz bir sürü soru beni adeta esir alır. V For Vendetta için de bunları yazarken aynı şeyleri yeniden yaşıyorum. Dikkatli olmalıyım…Biliyorum…

Dün yeniden izledim V For Vendetta’yı (ikinci defa izleyişim bu ve hiç sıkılmadan tekrar tekrar izleyebilirim bu filmi). Yeniden izleyişinizde her defasında sizi alıp başka başka dünyalara götürmeyi başaran ender filmlerden bir tanesi V For Vendetta. Bugün itibariyle IMDB’ nin gelmiş geçmiş en iyi 250 film sıralamasında 8.1 rating ile 148. sırada olması kesinlikle tesadüf değil! Üstelik yapım yılı 2005. Çok yeni! Modern bir klasik oldu bile bence!

Konusu itibriyle Equilibrium‘u andıran bir hikayesi var filmimizin (yeri gelmişken Equilibrium’a da Christian Bale gibi bir yetenekle ilk defa tanışmamı sağladığı için ayrıca teşekkürler)

Hikayemiz Londra’da geçiyor. Dar görüşlü ve bağnaz bir Başbakan’ın liderliğinde sürdürülen baskılar, dayatmalar, korku vs. sonucunda otorite (devlet) halk üzerinde mutlak egemenliğini kabul ettirmiş durumda. Politika, din, siyaset, medya vs. kullanılarak hazırlanan ezgilerle halk uyutuluyor, gerçekler çarpıtılıyor, otorite halk üzerindeki mutlak hakimiyetini perçinliyor. Ve bu durum da yavaş yavaş günlük yaşamın olağan durumları olarak algılanmaya başlanıyor halk tarafından…

Tam da bu noktada, insanların gözlerindeki sis perdesini kaldırmak, gerçekleri su yüzüne çıkarmak, hepsinden öte kendisinin ve kendisiyle aynı kaderi paylaşan diğerlerinin kişisel intikamlarını almak için yola çıkan, maskeli ve pelerinli, belindeki bıçaklarıyla ve garip şapkasıyla, etkileyici sözleri ve konuşma tarzıyla karizmatik kahramanımız “Bay V” ortaya çıkıyor ve bir anda kendimizi sürükleyici olaylar zincirinin içerisinde buluveriyoruz…

Görkemli ve dramatik finali, oyuncularının üstün performansları, özgün senaryosu ve özellikle baş karakterinin etkileyici asaleti ve bilgeliği ile mutlaka izlenmesi gereken bir film bence V For Vendetta…Natalie Portman’ı da kesinlikle es geçmemek gerek tabi. İnanılmaz bir oyuncu, en beğendiğim kadın oyuncuların başında geliyor kesinlikle. Bu filmde de yine unutulmaz bir performans sergilemiş.

Ve teleskop yapmaya karar verdim…

Astronomi, Ben, kendim 1 Yorum Yapılmış »

Küçüklüğümden bu yana, mikro dünya ve makro dünya hep ilgimi çekmiştir. Çıplak gözle görülemeyen dünyaların gizemleri!

Özellikle astronomi çok ilgimi çekti, çekmeye de devam ediyor. Eğer maddi nedenler vs. bir problem teşkil etmeseydi benim için, ÖSS sınavı tercih formumda tek bir seçimim olurdu; astronomi…Ama doktorluk vs. felan derken en son bilgisayar mühendisliğine kadar düştük işte! Ama hala geç değil benim için, hatta tam zamanı…

Neyse sonuç itibariyle bir teleskop yapmaya karar verdim arkadaşlar ve bu teleskop, küçüklüğümde pimaş boru ile yaptığım ve ancak evimizin 3-5 km ötesindeki ıssız ağaçların altında sevişen çiftleri izleyebildiğim ilk göz ağrımdan daha profesyonel olacak:) Bütün yapım aşamalarını, tecrübelerimi vs. blogumda sizlerle paylaşacağım. Önceden uyarayım ama bu uzun bir süreç olacak…Sabırlı olmanız lazım!

Konuyla ilgili olarak yaptığım araştırmaların neticesinde, teleskobumla ilgili bir takım kararları verdim.

Türü : Reflecting (Newtonian)
Ayna Çapı : 8 inch – 10 inch = 20 cm – 25 cm (tercih 25cm)
Ayna Odak Uzaklığı : 120 cm = 1200 mm
Göz Merceği Seti : 2.5 mm – 4 mm – 6 mm – 9 mm – 15 mm – 32 mm
Odak Oranı : f/4.8 (ayna çapı 25cm için), f/6 (ayna çapı 20cm için)
Büyütme Oranı (mag.) : 480 – 300 – 200 – 133 – 80 – 37 (sırasıyla göz merceği setindeki odak uzaklıkları için)
Dış Yarıçap (R) : 240 cm
Ayna Derinliği : 2.083 mm (20cm çapında ayna için), 3.255 mm (25cm çapında ayna için)

Tekrar tekrar gözden geçirdim umarım hesaplarımda herhangi bir hata yapmamışımdır.

Ha mikro/makro dünyadan bahsetmişken, bir de mikroskop merakım var ama onu satın alacağım. Blogumda hem teleskobum hem de mikroskobum ile çektiğim resimleri de yayınlayacağım. Hadi bakalım, hayırlısı diyelim!

activeRSS, newGatherer, newsCrawler…

Ben, kendim, Visual C#.NET, Yazılım Yorum Yapılmamış »

Şimdi efendim takip eden arkadaşlar bilirler, www.ahmetbutun.net adresinde verilen haberleri genellikle turk.internet.com web sitesinden, kaynak göstererek yayınlıyordum sitemde. Ama bu yoğunluk içinde ancak hafta sonları www.ahmetbutun.net ‘e yeni haberler felan girebiliyordum. Son dönemlerde ise hiç ilgilenemez olmuştum!

Baktım olacak gibi değil, oturdum yukarıdaki programı yazdım C# ile. Peki ne yapar ne eder bu program? Daha önce belirlenen RSS bilgilerinden web sitem için otomatik olarak haberleri benim için alıyor ve web sitemde yayınlıyor. Artı beni de haberdar ediyor, bak bugün şunu şunu ekledim siteye diye! Tam olarak bir RSS okuyucudan bir adım ötede bir yazılım. RSS okuyuculardan farklı olarak, RSS linkini takip ederek ilgili içeriğe ait web sayfasını parse ederek, habere ait içeriği de alıyor!

Yani misal, turk.internet.com ‘un Yazılım kategorisindeki RSS bilgileri http://turk.internet.com/rss/cat-19.rss adresinde yayınlanıyor. Girip baktığınızda göreceksiniz zaten, RSS öğelerine ait başlık ve kısa bir özet var sayfada. Dolayısıyla buradaki kısa özeti kullanıp sitede yayınlamak mümkün değil. Bu yazılım ile RSS öğelerine ait linki takip ediyoruz efendim, ilgili sayfaya bir HTTP isteği gönderip gelen cevabı parse -parse işleminde daha önce derinweb.com arama motorunu geliştirirken kullandığım HTML parser’ı kullandım- edip, haberle ilgili içeriği alıyoruz. Tabi bunların hepsi otomatik olarak gerçekleştiriliyor. Sonuç olarak web siteme haber bulma, girme gibi bir derdim kalmadı artık.

Büyük kolaylık valla :) Umarım yayın hakları ile ilgili bir problem yaşamam!

İş kulelerinde çalışıyooom ben!..

Ben, kendim Yorum Yapılmamış »

Geçenlerde liseden bi arkadaşım internetten tesadüfen sitemi bulmuş, mail atmış bana naber nasılsın hesaaaabı. Şimdi efendim ne yalan söyliiim ben de bu arkadaşla muhattap felan olmak istemedim. Sevmiyorum abi… O nedenle kısacık bi mail attım, biraz da böyle “ya bulaşma bana, kaç yıl geçmiş aradan sktir git!” demeye de getirdim bilerek ve isteyerek. Yanlış anlaşılmasın sakın, üstünlük psikolojisi ile ilgisi yok bunun, kaldı ki o da meslektaşım. Bu arkadaşla konuşmak, bişeyler paylaşmak istemiyorum o kadar. Sevmiyorum yani…

Neyse bu arkadaştan cevap geldi ertesi gün, “ben de iyiyim, yok efendim orda değil burda oturuyom artık, İş Bankası kulelerinde çalışıyom ben, hani 4. Leventteki var ya? hah orası” vs. felan diye bişeyler yazmış. Çıldırmamak elde değil, lan bi gidin başımdan, bi rahat bırakın beni. Ulan birisinden kaçıyorum, öteki buluyo internetten -eşeklik bende web siteme mail adresimi, cep telefonumu yazarsam ne olacağıdı başka!-

Hüsniyecim ben çok değiştim. Nasıl mı? Karşılıklı oturup konuşuyor olsaydık ve ben sormadığım halde sen, “ben iş kulelerinde çalışıyorum, zilyon lira maaş alıyom, artık orda değil pendikte oturuyorum” gibi bişeyler zırvalasaydın, benden alacağın cevap aynen şu olurdu.

Sorduk mu y.rraaaam!!!

Ve Tutunamayanlar filmi yolda!

Sinema Yorum Yapılmamış »

Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanı özellikle 1980’li yıllardan sonra geniş bir okur kitlesi tarafından keşfedilmiş ve kült mertebesine yükseltilmiştir. Benim keşfetmem ise 2007 yılında oldu, yer yer de bu sayfalarda kimi alıntılarına yer verdim zaten.

Dostoyevski’nin etkisinde sinema yaptığını her fırsatta itiraf eden, hatta Bekleme Odası’nı ona ithaf eden yönetmen Zeki Demirkubuz’un yeni projesi söylenenlere göre Tutunamayanlar olacakmış. Oyuncu Nejat İşler ile birlikte bu konu üzerinde ciddi anlamda çalışıyorlarmış. Mutluluk verirci bir haber benim için…İnanılmaz hem de :)

Gerçi henüz bitiremedim kitabı, son sayfalarındayım, film gösterime girmeden mutlaka bitiririm ama…

Yürümeyi seviyorum…

Ben, kendim Yorum Yapılmamış »

Bugün (yani dün) Avcılar’a kadar yürüyerek gidip geldim. Sırtımda da yaklaşık 3-4 kg ağırlığında çantamla birlikte. Oturduğum yerden Avcılar arası yaklaşık 5 km, gidiş dönüş etti mi sana toplam 10 km…Yorucu ama bir o kadar da keyif vericiydi benim için. En kısa zamanda tekrar yapıcam, ayaklarımın altındaki sancılar geçsin önce ama :) Gözüme B.Çekmece’yi kestirdim bakalım, kısmet artık :)

Çanakkale’deyken de, daha doğrusu Gelibolu’yu gezerken de -arada böyle sırtımda çantamla dağa bayıra vurmak iyi geliyo- Conk bayırı ile Seddülbahir arasındaki yolun yaklaşık yarısını yürümüştüm. Şu ana kadar en keyfi verici yürüme deneyimlerinden birisi oydu. Büyük haz aldım…

Yakında pisiklet alıcam bi tane,  Bisan marka, seçimimi yaptım bile…Pisikiletim gelince artık şehirlerarası pisiklet yolculuklarına başlıcam. Onca yıldır okuya okuya Alpay Erdem’den baya etkilenmişim sanırım. Kim bilir belki onun rekorlarını bile egale ederim de yarışırız birlikte :)

Ev arkadaşım Beyaz’a söylesem bu yürüyüş hikayalerini eminim yine “Olm sen tam kırıksın lan!”, der Tongue out

Bir Neyzen Tevfik klasiği; Be Hey Dürzü

Ordan burdan, Şiir Yorum Yapılmamış »

Çoğunuz biliyorsunuzdur ama yine de Neyzen Tevfik’in kim olduğunu kısaca hatırlayalım. 

Hiciv şairi Neyzen Tevfik, 1879 yılında Bodrum’da doğdu, 1953′te İstanbul’da öldü. Ney çalmayı Urla’da öğrendi. İzmir, Galata ve Kasımpaşa Mevlevihaneleri’ne gitti.

Bir süre Mısır’da yaşadı. Eşref’in çıkardığı Deccal Dergisi’nde 2′nci Abdülhamit’i hicvettiği için gıyabında idama mahkum edildi, İkinci Meşrutiyet’te İstanbul’a döndü.

Yaşamını, Cumhuriyet değerlerinin savunulmasına adadı. Cüppe ve şalvarı reddedib, setre ve pantolonu ilk giyen kişilerden oldu. Toplumsal kural ve baskılara uymadan yaşadı.

Baskıyı, yobazlığı, din-mezhep ayrımcılığını, eşitsizliği, çıkarcı politikacıları, çağdaşlaşma adına özentili davranışları kınadı. İnanç özgürlüğünü, kadın haklarını savundu. Yaşamın acılarını, toplumdaki bozuklukları, haksızlıkları konu edindiği hicviyeleri dillerde ve gönüllerde yer etti.

Gelelim Neyzen Tevfik’in Atatürk düşmanlarına seslendiği şiirine:

BE HEY DÜRZÜ… 

Ne ararsın Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda,
Başı açığa niye türban sorarsın

Rakı, şarap içiyorsam sana ne.
Yoksa sana bir zararım içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

Esir iken mümkün müdür ibadet?
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz…

Ne denebilir ki?

Ben, kendim Yorum Yapılmamış »

Aşağıda Sonbaharla ilgili yazımı tekrar okuyunca ve bugün de kendisiyle ilgili az biraz bilgi vereceğim kişiyle uzun bir müddet telefonla görüşünce ve anılarımı hatırlayınca…

Bir Sonbahar’da tanıdım onu…

Daha önce o güne kadar tanıdığım hiçbir kızı ilk görüşümde bu denli etkilenmemiştim. Simsiyah düz saçları, inanılmaz güzel gözleri, minicik burnu, biçimli dudakları… Konuşması cesaret vericiydi…Yüzsüzlüğüme ve arsızlığıma neden de konuşmasından aldığım bu deli cesaretiydi sanırım…Ama anlayışla karşıladı beni yoksa telefon numarasını vermezdi herhalde…

Sahil kenarında rüzgarla savrulan saçlarının yumuşaklığını hala avuçlarımda hissediyorum. Teninin kokusu, dudaklarındaki tat…Ve benim beceriksizliğim…Hepsi hala dün gibi hatırımda…

Bugün telefonda konuşurken bol bol güldü…Daha önce böylesine güzel bir gülüş duymadım ben…Konuşurken zorlandığım zamanlarda iç ferahlatıcı sesiyle “tamam zorlama kendini!” diyerek rahatlatmaya çalıştı beni…Rahatlattı da…

Özgürlüğüne düşkün, kendi tabiriyle biraz! “şıpsevdi”, benim gibi alkolle arası da gayet iyi…

Bu kadar kısa sürede bir insandan bu derece etkilenmedim ben. Adı mı? Bu dünyalar güzeli, hayat dolu kızın adı Gamze…

Derneğimiz web sitesi yayın hayatına başladı

Ben, kendim, Ordan burdan, Projeler 2 Yorum Yapılmış »

Joomla gerçekten çok pratik, hepinize tavsiye ediyorum. Kurulumu kolay, yönetimi kolay, kolay da kolay. Kolay oğlu kolay.

Derneğimizin web sitesini (he Tokatlıyam gurban) Joomla ile yaptım. Çok kolay oldu çooook. Daha önce olsa aman ben kodliiim aman ben yapiiim felan derdim, gerçi eskiden bizim derneği hiiiiç sallamıyodum, hoş şimdi sallıyor muyum? Kesinlikle hayır ama işte dernek başkanı akrabamız olunca iş değişiyo! Rica etti ben de kırmadım İsmail abimizi…Abbim abisiiiii!

http://www.karsipinarkoyu.com/

Ben de yağmur yağdığında çok mutlu oluyorum, başka zamanlarda da oluyorum ama…

Ben, kendim, Ordan burdan Yorum Yapılmamış »

Ya blogumla ilgili bi kaç haftadır enteresan bişeyler dönüyo ama tam olarak çıkartamadım hala. Geçen hafta ya da ondan önceki haftaydı sanırım, devamlı sorunsuz bir şekilde giriş yaptığım şifremle giriş yapamamıştım. Sunucu üzerinden baktığımda şifremin değiştirilmiş olduğunu gördüm Surprised Herhalde dedim uzun zaman boyunca girilmeyince BlogEngine güvenlik önlemi olarak şifreyi yeniden oluşturup mail felan gönderiyo. Ama sonradan saçma geldi bu düşünce ve konunun üzerinde pek durmadım.

Şimdi de bugün en son girdiğim http://www.ahmetbutun.net/blog/post/Inside-the-Actors-Studio.aspx girdisine bu video eklenmiş. Ya bunlar durup dururken olacak şeyler değil ama du bakalım. BlogEngine’in bi bug’ımı acaba, sanmıyorum koskocaaaaaaa BlogEngine bu noktada SQL Injection yiycek değil dimi? Birileri benimle dalgasını mı geçiyo acaba, olabilir. Ama video’yu beğendim gerçekten her kim eklemişse, nasıl eklediyse artık, saolsun varolsun.

Benim en sevdiğim mevsim Sonbahar’dır, hüzün mevsimi, ve etraflarını çevreleyen o kederli atmosferin verdiği düşünce yoğunluğunun etkisiyle, “aşmış insan” modeline bürünen insanların bu aşmışlığın verdiği cesaret ve yaşadıkları duygu yoğunluklarının sürüklediği kaçınılmaz yalnızlıkla, en fazla aşık olma potansiyeline sahip oldukları mevsimdir Sonbahar. Bence,

En büyük aşklar,
Sonbahar’da başlar.

demek lazım. Nerden girdik Sonbahar’a, yukarıdaki videodan tabi ki. Orda hatun “yalnızca yağmur yağdığında mutluyum” diyo ya. Yağmur Sonbahar’ı hatırlattı, Sonbahar da aşkı…Ordan geldik konuya. Ayrıca mavi renge de bayılırım…


Tasarım:FoxTheme & Photoshop Brushes | Türkçe Çeviri:denizakin.com
Yazılar RSS Yorumlar RSS Log in